abbas's profileDevil's spacePhotosBlogLists Tools Help

Devil's space

WELCOME TO MY HELL ; )

abbas sarı

Occupation
Location
Interests
nothing!!!
abbas_6_6_6@hotmail.com
April 29

BİZE BENLİĞİMİZİ UNUTTURDULAR

Abdullah Uçar'ın Misyonerler (Modern Haçlılar) isimli kitabından bir bölümü (syf: 52-53) aynen yazıyormuş dikkatimi çekti sizlerinde okuması gerektiğini düşündüm arkadaşlar...

1935 senesinde Kudüs'te toplanan misyonerler konferansında, misyoner teşikilatının başkanı Samaul Zouimer, açış konuşmasında şunları söyledi:

“Sizden Müslümanları Hristiyan yapmanızı istemiyorum. Sizin asıl göreviniz Müslümanları İslam’da uzaklaştırmak. Doğumdan ölümüne kadar boynuna haç hiç takmasınlar, kilisiye gitmesinler, vaftiz olmasınlar ama Hristiyan gibi yaşasınlar. Bunu çağdaşlık adı altında temin edebilirsiniz. Onları Allahı ve Peygamberi tanımaz bir kişi haline getirin. Müslüman milletleri ayakta tutan ahlak, hayai iffet duygularından koparın. Eğer bunda başarılı olursanız, İslam memleketinin sömürge haline gelmesi için, fetih yollarını açan ileri karakollar kurmuş olursunuz. Sevk etmeye çalıştığınız yolda yürümeleri için İslam ülkelerindeki beyinleri buna göre hazırlamanız gerekir. Bu ise Müslümanları dinlerinden uzaklaştırmaktan başka bir şeyle mümkün değildir.

Eğer siz onlardan Allah ve Peygamber tanımaz bir nesil hazırlarsanız, büyük işlerle ve idallerle uğraşmazlar. Rahatı, tembelliği, parayı ve nefsini severler. Arzularını ve şehvetini tatmin için her çareye başvururlar. Hatta öyle hale gelirler ki, şehvet ve arzuları hayatının tek hedefi olur. Bir şey öğrenirse arzu ve isteklerine nail olmak için öğrenir. Malını şehveti için harcar. En yüksek makama gelse de nefis, arzu ve şehvetinin esiridir. Bu uğurda her şeyini feda eder. Ve onları emperyalist siyasetimiz için satın almak kolay olur.

Ey misyonerler!
Ancak Müslümanları bu hale getirdiğiniz zaman vazifenizi başarılı bir şekilde tamamlamış olursunuz.”


9. Lui 13. yüzyılda Haçlı seferlerinde Müslümanlara esir düşmüş bir müddet Kahire’de El-Mansur hapishanesinde kalıp fidye ile kurtulmuş ve şöyle demiştir:

“Biz Müslümanları silahla yenmeği başaramayacağız. Eğer onlara karşı zafer kazanmak istiyorsak inançlarıyla savaşmalıyız. Çünkü bu inanç kalplerinde bulunduğu müddetçe onlar hezimete uğratılamazlar."


--------------------------------------------------------------------------------


Balkanlar, Ortadoğu, Kafkaslar ve dünyanın bir çok yeri o günden (Osmanlı'nın çöküşünden) bu tarafa huzur bulamamıştır. Bu durumu bugün dünya itiraf etmektedir:

En büyük Türk ve Osmanlı düşmanı olan Sırplar: "...biz en huzurlu günlerimizi Osmanlı döneminde yaşadık."

Miloseviç'in zulümlerinden bıkan halkın gösteri ve mitingler tertip ederek ellerinde "Osmanlının bize tanıdığı hak ve özgürlükleri tanı yeter, fazlasını istemeyiz." yazan pankartlar taşıdıklerı yakın tarihte görülmüştür.

ABD'li bakan Algore: "Osmanlı Ortadoğuya huzur ve sukün getirmişti. Azınlıklara hüsnü muameleyi biz onlardan öğrendik."

Ürdün yüksek mahkemesi başkanı Udek: "Filistin'den Osmanlı gitti, huzur bitti!"

Belçika'da yayınlanan tirajı yüksek haftalık KINACK dergisi: "Osmanlı ölürken bile güzeldi. Balkanlardan Osmanlı gitti huzur bitti!"

Demişlerdir.


--------------------------------------------------------------------------------


Şunu iyi bilmek gerekir ki Türkiye kadar dışarda düşmanı içinde haini bol olan ülke yoktur!

Bu ülkenin kıymetini bilip, birlik beraberlik ve din çervesinde koruyalım.

Çünkü:
Milyarlarca düşmanımız var!
Çünkü:
Milyonlarca vatan hainimiz var!
Çünkü:
Düşmanların ve hainlerin hedefi Müslümanlığı ve Türkiye'yi bitirmek! Yavaş yavaş misyonerlik faliyerleriyle bizi dinden soğutmak. Hristiyan olmasak da Müslümanlığı unutturmak! Bunun için ellerine geçen hiç bir fırsatı tepmemektedirler.

Son olarak:
Allah, Türkleri ve Müslümanları korusun!

Kimseye fırsat vermeyelim!
December 28

Psikopat Mektup

BİR SERİ KATİLİN MEKTUBU

BU BİR PSİKO FUAT HİZMETİDİR

Arkadaşlar bu herif tam bi psikopat.Okumadan anlayamazsınız!!!

HEPSİNİ OKUYUN LÜTFEN

 

 

     Bir seri katil tarafindan yazilan mektup, yamyam çocuk katili Albert Fish’in 1928 yilindaki on iki yasindaki kurbani Grace Budd’in annesine 8 yil sonra 1934 ‘te yazdigi mektuptur. Büyük sanstir ki Bayan Budd okuma yazma bilmiyordu ve böylelikle bu rezil mektubu okuma dehsetinden kurtulabilmisti. Bu mektubun asli bu gün sanatçi Joe Coleman’in koleksiyonundadir.

      Çok Sevgili Bayan Budd,

1894’te bir arkadasim Steamer Tacoma gemisinde denizci olarak denize açilmisti. San Francisko’dan Hong Kong’a gitmek üzere yola çikmislardi. Limana varinca iki arkadasi ile karaya çikmislar ve çok içip sarhos olmuslar. Döndükleri zaman geminin limandan ayrildigini görmüsler. Bu sirada orada kitlik hüküm sürmekteymis. Etin kilosu 2-6 dolar arasindaymis. Çok fakir olanlar arasinda açlik sikintisi o kadar büyükmüs ki digerlerinin açliktan ölmesini önlemek amaciyla 12 yasindan küçük tüm çocuklar, et olarak pazarlanmalari için kasaplara satiliyorlarmis. Herhangi bir kasaba gidip pirzola, biftek, kusbasi isteyebilirmissiniz. Çiplak bir çocuk vücudunun bir kismi önünüze getirilir ve istediginiz parçalari kestirebilirmissiniz. Bir kizin veya oglanin kalça kismi, en lezzetli bölümmüs ve dana kotlet olarak satilan en pahali etmis. John orada çok uzun kalmis ve insan etine karsi bir düskünlügü olusmus. New York’a dönünce biri 7 digeri 11 yasinda iki oglan çocugu çalmis. Onlari evine götürüp soymus ve bir dolaba kapamis. Sonra tüm giysilerini yakmis. Her gün etlerinin iyi ve yumusak olmasi için onlara iskence yapip dövmüs. Önce 11 yasindaki oglani öldürmüs, çünkü onun poposu daha tombul ve tabi ki daha etliymis. Kafasi, kemikleri ve bagirsaklarindan baska vücudunun her bir parçasini pisirip yemis. Firinda pisirmis (tüm popsunu), haslamis, kizartmis ve kusbasi yapmis. Küçük oglana da ayni seyleri yapmis. Ben o zamanlar 409 Dogu 100. Sokak’ta oturuyordum. Bana insan etinin çok lezzetli oldugunu o kadar sik söylemisti ki ben de tatmayi aklima koydum. 3 Haziran 1928 Pazar günü sizin 406 Bati 15. Sokak’taki evinize geldim, peynir ve çilek getirdim. Öglen yemegini birlikte yedik. Grace, kucagima oturdu ve beni öptü. Onu yemeyi aklima koydum. Onu bir partiye götürecegimi söyledim. Siz de evet gidebilir dediniz. Onu Westchester’da daha önce gözüme kestirdigim bos bir eve götürdüm. Oraya vardigimizda ona disarida beklemesini söyledim. Kir çiçekleri toplamaya basladi. Yukari çiktim ve tüm giysilerimi çikardim. Çikarmasaydim üzerlerine kanin bulasacagini biliyordum. Her sey hazir olunca, pencereden onu çagirdim. O odaya girinceye kadar bir dolapta saklandim. Beni çiplak görünce aglamaya basladi ve merdivenlerden inmeye çalisti. Onu yakaladim ve o da bana annesine sikayet edecegini söyledi. Önce onu tamamen soydum. Nasil da tekmeledi, isirdi ve tirnakladi. Bogazini sikarak onu öldürdüm ve sonra da etlerini odama götürebilmek için ufak parçalara böldüm. Pisirdim ve yedim. Firinda pisen küçük poposu öylesine yumusak ve tatliydi ki. Tüm vücudunu yemem dokuz gün sürdü. Ona tecavüz etmedim, ama istesem bunu yapabilirdim. Bir bakire olarak öldü.
 

November 19

RAHMETLİ ÖZAL IN SİZLERE MEKTUBU

ÖZAL'IN KAYBOLAN MEKTUBU
Benim canimdan aziz bildigim milletim. Sizler bu satirlari okurken ben,yasiyorsam 3. Bogaz koprusunu, olmussem de Sirat koprusunu satiyor olacagim. Bu mektubu 1986 yilindan yaziyorum. PTT'yi bildigimden mektubun 2010'dan evvel elinize gececegini pek sanmiyorum. Hattizatinda bir bakmissiniz kaybetmisler bile. Ben de bu PTT'nin butun harflerini ozellestirip kicustu oturtmazsam adam degilim. Umarim benim posta
memurum isini biliyordur da bu mektup size ulasir.
Bu satirlari Basbakaniniz olarak yaziyorum ama bu makamda daha fazla kalmak niyetinde degilim. Sunu accik secik ifade edeyim ki Cankaya'dan ulkeyi idare etmek daha kolay olacaktir. Zira asagida boyum herseyi
gormeme engel oluyor.Cocuklarin erisemeyecegi yerde olmakta fayda var. Tabii orada da bir takim degisiklikler yapmak gerekecek. Bir kere Cumhurbaskani uzun bir isim. Ben gunu gelip koske cikinca siz bana kisaca Baskan deyin. Semra Hanim'a kalsa o Amerikan Baskani olmamdan yana. First Papatya olacam diye tutturdu. Bense Kucuk Amerika Baskani olup 1 koyup 3 almaktan yanayim.
Bakiniz bu lafi sevdim. Bir yerde kullanmak lazim. Memlekette az zamanda boyumuzdan buyuk neredeyse kilomuz kadar cok isler yaptik. Ama teknoloji hizla ilerliyor, elin oglu arabayla giderken esine donup koy bir kaset de nesemizi bulalim diyor. Bakiniz bunu yapmadan gidersem gozum acik gider onu da soyleyeyim.
Renkli TV ile is bitmiyor. Yeni kanallar acmak lazim. Bu arada Atina muhabiri Reha'ya dikkat edin. Ondan cekeceginiz var, her nerede yasiyor ya da yasatiliyorsaniz.
Telefon isinde de ilerledik ama daha bunlar ne ki?! Dun kabinede "Su telefonlarin cebe girenleri ciksa da rahatlasak" deyince yuzume bos bos baktilar.
Bilseniz bu yillar beni nasil sıkıyor benim 2000'li vatandaslarim. 2000 yilinda bu ulke nasil olur gormek icin aksam menusunde muneccime gerek yok. Mal meydanda.
Bi kere o cobana dikkat edin. Eminim bu mektup okunurkende o siyasetin icinde olacaktir. Tabii ben meydani bos birakirsam. Banu Alkan'in sarkici olacagina inanirim da Suleyman'in siyaseti birakacagina inanmam. O ne findik kirandir o. Yilani deliginden cikarir.Yakalarsa da muck. Bakiniz bundan guzel sarki sozu olur. Samanyolu'nu okumaktan icim bayildi. Onu ifade edeyim.
O uzun fizikci leylek bana hep tepeden bakiyor ama birakir netce itibariyle bu isleri. Bu isler ona gore degil. Bir kere boyu uzun. Ben onun yerinde olsam coktan Lakers'a pivot olmustum. Ama o hala evinde kanun hukmundeki fizik kararnameleriyle ugrasiyor. Yildirim'a dikkat edin. Fikralari yazilacak adamdir.
Mesut'tan korkmayin.Gorevimiz Tehlike dizisindeki disket gibi kendi kendini yokedecektir o. Ama o sarisin kiz tehlikeli.Bakiniz eski bir Japon atasozu soyle der; "kocasina soyadini veren kadindan kork."Gelecek o suh meclise onu da soyleyeyim.
Mektubuma burada son veriyorum.Daha 3000 yilina mektup yazicam.Su an aranizda yoksam hepinizi optum kabul edin.. Yasiyorsam sorun yok. Ben sizi nasilsa bi sekilde opuyorumdur. Onu da ifade edeyim.
Allah sizi IMF'ye muhtac etmesin.
Sizin Turgut'unuz......
( Yazarı bilinmiyor... )

ATATÜRK HAKKINDA...

                                                          ATATÜRK HAKKINDA,

> Atatürk`ün dünyada `başöğretmen' sıfatlı tek lider olduğunu Bir geometri kitabı yazdığı, Üçgen, açı, dikdörtgen gibi 48 tane geometri teriminin (Türkçe) isim babasının bizzat Mustafa Kemal olduğunu.

> Norveççe`de `Atatürk gibi olmak` diye bir deyim olduğunu.

> ''Atatürk'' çiçeği'nin adını, çiçeği bulan Wanderbit Üniversitesi profesörlerinden doktor Kirk Landın`in koyduğunu ve bu çiçeğin tüm dünyada bu isimle üretilip satıldığını.

> Yunan başkomutanı Trikopis`in, hiçbir zorlama ve baskı olmadan herCumhuriyet bayramında Atina'daki Türk büyükelçiliğine giderek, Atatürk`ün resminin önüne geçtiğini ve saygı duruşunda bulunduğunu.

> ''Mimber'' adında bir gazete çıkarttığını ve 52 sayı yayımlanan gazetede ilk defa sansür kelimesi geçtiğini.

> Kurtuluş Savaşında rütbe alan bir çok kadın askerlerimizin olduğu, dünya tarihine geçen tek bir üsteğmenimizin olduğunu, Üstteğmen Kara Fatma' nın 700 erkek, 43 kadından oluşan bir müfrezenin reiseliğine bizzat Atatürk tarafından atanmış olduğunu.

> Bir röportajda Birleşmiş Milletlere üye olmayı düşünüyor musunuz?" diye sorulduğunda "Şartlarımızı koyarız, kabullerine bağlı. Biz müracaat etmeyiz üye olmak için, davet gelirse düşünürüz" dediğini ve bunun üzerine BM yasasının değiştirildiğini ve üyeliğe davet
edilen ilk ülkenin Türkiye Cumhuriyeti olduğunu.

> 1938'de, General McArthur'un en zor, en problemli, en buhranlı döneminde, danışman, senatör ve bakanlarından oluşan yüz yirmiden fazla kişiye; "Şu anda hiçbirinizi değil, büyük istidadı ile Mustafa Kemal'i görmek için neler vermezdim" dediğini.

> 1938'de Ata`nın ölümünde Tahran gazetesinde yayınlanan bir şiirde; "Allah bir ülkeye yardım etmek isterse onun elinden tutmak isterse başına Mustafa Kemal gibi lider getirir" denildiğini.

> 1996'da Haiti Cumhurbaşkanının vasiyetinde, mezar taşına yazılmasını istediği metinde; "Bütün ömrüm boyunca Türkiye'nin lideri Mustafa Kemal Atatürk'ü anlamış ve uygulamış olmaktan dolayı mutlu öldüm" yazdığını.

> 2000'de ABD Başkanı'nın milenyum mesajında; '' Milenyumun hiç şüphe yoktur ki tek devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk'tür. Çünkü o yılın değil asrın lideri olabilmeyi başarmış tek liderdir" denildiğini.

> 2005'de Amerika'nın en ünlü ekonomistlerinden birisi olan Mr. Johns`un önerisinin "Türkiye ekonomiyle savaşta bir tek Atatürk' ü örnek alsın yeter" olduğunu.

> 2006'da ise AB Uyum yasalari geregince devlet dairelerinden Atatürk resimlerinin kaldirilmasinin istendiğini.

BİLİYOR MUYDUNUZ!?

seri katiller

Dünyanın en meşhur seri katilleri Dünyada seri cinayetler işleyen katillerin çoğunun ABD'li olması dikkat çekiyor.

 Er ünlü Türk seri katiller ise Artvin Canavarı, Avcı Hamdi ve Çivici Katil..
Almanya'da 7'si Türk 1'i Yunanlı 8 büfeciyi öldüren seri katilin henüz izine rastlanmazken, geçmişte bazıları filmlere de konu olan seri katiller, cinayetleriyle adeta ''dehşet gündemi'' oluşturarak yakalandıkları ana kadar insanları korkuya mahkum ettiler.

İşledikleri cinayetleri soğukkanlılıkla anlatan ve normal yaşam biçimleriymiş gibi ifade eden birçok seri katilin hayatı yazarlara ve sinema yapımcılarına ilham kaynağı oldu. Seri katillerin hayatları yüzlerce romana konulu edilirken, özellikle Hollywood yönetmenleri tarafından bu katillerin hayatları beyaz perdeye aktarıldı.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Türkiye ve dünyada seri cinayetler işleyen katillerin birçoğunun ABD'li olması dikkat çekiyor.

-KADIN SERİ KATİLLER-

Seri katiller arasında en dikkat çekicisi Aileen Wuornos adlı kadın. İlişkiye girdiği 7 kişiyi öldürdüğü iddia edilen Wuornos'un öldürdüğü belirlenenlerden ikisinin cesedi bulunamadı.

İdama mahkum edilen Wuornos'ın, öldürdüğü kişilerin cesetleri ormanlık araziye sakladığı biliniyor. ABD'nin ilk kadın seri katili olma özelliğini taşıyan Wuornos'un hayatı beyaz perdeye aktarıldı. Seri katili oynamak için kilo alan aktris Charlize Theron, Cani isimli bu filmdeki rolü ile Ocar aldı. ''Kanlı Kontes'' olarak ün yapan ve tarihteki en acımasız kadınlardan biri olarak bilinen Elizabeth Bathory'nin, yaşadığı 1560-1614 yılları arasında 600'den fazla genç kızı öldürerek kanını içtiği çeşitli kaynaklarda yer alıyor. Öldürdüğü kişilerin kanıyla banyo yaptığı şeklinde rivayetler de bulunan Batrory'nin hayatı, ''Eternal'' adlı filme beyaz perdeye aktarılmıştı.

-İKİLİ OLARAK CİNAYET İŞLEYEN OLAN SERİ KATİLLER-


Tarihin görmüş olduğu en ilginç canilerden biri olarak nitelendirilen Lucas, daha çocuk yaşta annesini katletti. Bir süre sonra hapishaneden çıkan Lucas, çeşitli tarihlerde cinayetler işledi.

Lucas, bir başka cani Ottis Toole ile tanıştıktan sonra cinayetleri ikili olarak sürdürür. Cani ikilinin 65'ten fazla cinayet işledikleri biliniyor. İkili seri katillerden Charles Starkweather ile Caril Fugate sevgiliydi. Starkweather-Fugate çifti 1950'lerin sonunda bir düzine insanı öldürdü. O yıllarda bu ikilinin hikayeleri her yerde anlatılıyordu. Charles Starkweather 1959'da elektrikli sandalye ile idam edildi, Caril Fugate ise 1976'da af sonucu tahliye oldu.

-DİĞER ÜNLÜ SERİ KATİLLER-

Albert Desalvo: Bir başka ABD'li seri katil olan ve Boston Kasabı olarak isimlendirilen Desalvo, 13 kadını vahşice katletti. Maharetli avukatları nedeniyle cinayetlerden ceza almayan fakat tecavüz suçundan ömür boyu hapse mahkum edilen Desalvo, 1973'te bir mahkum tarafından bıçaklanarak öldürüldü.

Albert Fish: İlk cinayetini 1910'da işleyen Washington doğumlu seri katil, ünlü ''Kuzuların Sessizliği'' filmine konu oldu. Öldürdüğü insanların etlerini yiyen yamyam ruhlu seri katil Fish'in, elektrikli sandalyede idam cezasını duyunca ''Elektrikli sandalyede ölmek ne de büyük zevk olacak'' diye konuşması dikkat çekmişti.

Carl Panzram: Türkiye'de ''Bir Katilin Günlüğü'' ismiyle gösterilen filmde hayatı anlatılan Panzram, 21 cinayet ve sayısız ağır suç işledi. Dünya turuna çıktıktan sonra döndüğü ABD'de hırsızlık suçundan tutuklanan ve cezaevinde de bir kişiyi öldüren Panzram, 5 Eylül 1930'de idam edildi.

Dr. Henry Howard Holmes: ''Ben içimdeki kötülükle doğdum. Katil olduğum gerçeğinin önüne geçemiyordum; tıpkı bir ozanın ilhamını bastıramayıp şarkı söylemesi gibi'' diyerek işlediği cinayetlere gerekçe bulmaya çalışan Holmes'in ABD suç tarihinde önemli bir yeri var. 27 cinayet işlediğini itiraf eden Holmes, 7 Mayıs 1896'da idam edildi.

Earl Leonard Nelson: ''Goril Katil'' olarak adlandırılan ve 18 aylık bir yolculuk boyunca 18 kadını acımasızca öldürülen Nelson, 1920'li yılların Amerika'sında işlediği cinayetlerle kamuoyunun nefretini üzerine çekti. Neslon, yakalandıktan bir süre sonra cezaevinden kaçmayı başarsa da 12 saat sonra yakalandı ve idam cezası infaz edildi.

Jeffrey Lionel Dahmer: 1960 doğumlu olan Dahmer ilk cinayetini 18 yaşında bir zenciyi öldürerek işledi. 1978-1991 yılları arasında çoğu zenci 17 kişiyi öldürdüğü bilinen Dahmer'in, öldürdüğü insanlara çeşitli eziyetler verdiği hatta bazılarının etini yediği belirlendi. ABD'li seri katil, 28 Kasım 1994'te hapishanede kafasına demirle vurularak öldürüldü.

John Wayne Gacy: ABD kamuoyunun en nefret ettiği ve ''Palyaço Katil'' olarak da adlandırılan seri katil, evine davet ettiği 27 kişiyi öldürdü. Çoğunluğu çocuk olan öldürdüğü kişileri evin altına ve civarına gömen Gacy, 32 çocuğa tecavüz edip öldürdüğünü itiraf etti. Gacy, 1980'de zehirli iğne ile idam edildi. Dennis Nilsen: 15 genç erkeğin öldürülmesinden sorumlu tutulan İngiliz seri katil Nilsen'in, cinsel sapkınlıkları olduğu tespit edildi. 1978'de cinayetlerine başlayan Nilsen, apartman dairesinde sakladığı cesetlerin koku yayması sonucu yakalandı ve ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Harold Shipman: İngiliz Doktor Harold Shipman'in 27 yıllık meslek hayatında 250 kişiyi öldürdüğü raporla belgelendi. Hastalarını yüksek dozda morfinle öldürdüğü belirlenen Shipman, 1998 yılında işlediği bir cinayet sonrasında tutuklandı ve ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Cani doktor, hücresinde intihar etti.

Pedro Lopez Monsalve: Kolombiyalı seri katilin 1970 yıllarda Kolombiya, Peru ve Ekvator'da 300 kişi öldürdüğü belgelendi. En fazla insanı öldüren seri katil olan Monsalve'nin 60 kız ve erkek çocuğunu tecavüz ettikten sonra öldürdüğü tahmin ediliyor.

-TÜRKİYE'DEKİ SERİ KATİLLER-

Türkiye'de ender görülse de seri cinayetler işleyen katiller zaman zaman ortaya çıkıyor. Türkiye'deki seri katillerden bazıları şunlar:

Adnan Çolak: ''Artvin Canavarı'' olarak isimlendirilen Çolak, 1992-1995 yılları arasında 11 yaşlıyı öldürdü. Öldürdüğü kadınlardan 6'sına tecavüz ettiği de anlaşılan Çolak, Zonguldak Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 6 ayrı idam ve 40 yıl hapis cezası aldı.

Hamdi Kayapınar: Kurbanlarını av kendini avcı olarak gören Kayapınar, 6 kişiyi öldürdü ve 4 kişiyi de öldürmeye teşebbüs etti. 1998- 2001 yılları arasında 6 kişiyi katleden Kayapınar, Kayseri'deki yargılamasında ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Bunların dışında, kamuoyunda ''Çivici Katil'' olarak bilinen Süleyman Aktaş, ''Mobilyacı Katili'' olarak tanınan Seyit Ahmet Demirci ve ''Kolici Katil'' olarak hatırlanan Orhan Aksoy da seri katiller arasında yer alıyor.

 
Photo 1 of 3